KAPLICA TEDAVİLERİUzm. Dr. N.İrfan Ünver Oluşturuldu: 2016-10-05 13:26:57
Görüntü Sayısı: 4858

KAPLICA TEDAVİLERİ

Kaplıca Tedavileri asırlardan beri insanların kullanıldığı alternatif bir tedavi yöntemidir. Bir kısım yeraltı suları yer katmanlarından yeryüzüne çıkarlarken taşıdıkları ısıya, birçok mineraller, elektrolitler, gazlar, radyo aktivite ve organik maddeler karışarak şifalı su özelliği kazanırlar.

KAPLICA TEDAVİLERİ

Bu suların kazanmış oldukları fiziksel, kimyasal ve organik özelliklerine görede banyo, içme ve solunarak (inhalasyonla) sağlık açısından yararlanabilecek şifalı sular olarak “Tıbbi Ekoloji ve Tıbbi Hidro-Klimatoloji” bili dalı kapsamı içerisinde incelenirler.

Halen; bu özelliği ve önemi artarak devam etmektedir. Doğann biz insanlara sunduğu bu güzel alternaif tedaviden daha modern ve teknik şartlarda istifade etmeliyiz. Hasta insanlar kadar sağlıklı insanlarında istifade ettiği bu tedavi kaynaklarını ülkemiz olarak iyi değerlendirmeliyiz. Kaplıca tedavileri artık eskisi gibi alışıldığı ve adet olduğu gibi yapılmamalıdır. Hastalar bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı, konsültan hekim muayenesinden sonra verilecek kür tedavi programına ilaç, egzersiz, masaj, diyet, psikoterapi, fizik tedavi ve rehabilitasyon tedavileride gerekiyorsa eklenmelidir.

Bu sifalı suların konumuz gereği kaplıca (Banyo) tedavileri kısmını inceleyeceğiz. Kaplıca tedavilerinden tam istifade etmek için su kürlerine, ilaç, fizik tedavi, egzersiz, diyet, psikoterapi ve Rehabilitasyon Tedavilerininde eklenmesi, amaçlanan tıbbi tedaviden yeterli sonuç alınmasını sağlar. Şifalı suların tedavi edici özelliğinin; su içinde bulunan erimiş mineral, gazların ve radyoaktivitenin deri yoluyla emilimi sonucu bütün vücut metabolizmasında olumlu değişikliklere sebeb olduğu gözlenmiştir. Suyun sıcaklığı ve çevre faktörlerin etkisiyle kan dolaşımının artması, toksik maddelerin atılımının kolaylaşması, metabolizmanın hızlanması, vücutta bozulmuş elektrolit minral dengesinin sağlanması, sinir sisteminin ve hormonal sistemin uyarılması sonucu olduğu düşünülmektedir.

Kaplıca Kürlerinde Amaç

Vücut direncinin arttırılması, genel durumun düzeltilmesi, hastanın şikayetlerinin azaltılması, hastalık bulgularıın ortadan kaldırılması, kalıcı hasarların önlenmesidir. Bu yararlı etkilerin sağlanmasında; vücut haraket kabiliyetinin artması, preferik dolaşımın hızlanması, kas spazmlarının çözülmesi, ağrının dinmesi, anatomik bozukluğun tamamen veya kısmen düzelmesi şeklinde olur.

Kaplıca Tedavileri Hangi Durum ve Hastalıklarda Uygulanır

Kaplıca tedavisinden yararlanacak hastalıklar ve hastaların tespiti önce Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanınca belirlendikten sonra, bu hastaların kaplıca tedavi kürü alıp alamayacağı, Dahiliye, Nöroloji, Cildiye, Göz, K.B.B. Bevliye, ve Kadın Doğum Uzmanlarınca muayeneleri yapılarak karar verilir. Bu uzmanlarca bir sakınca bulunmadığı takdirde, kireçlenmeler, iltihaplı romatizmalar, yumuşak doku romatizmaları, mekanik bel ve boyun problemleri, çalışma şart ve ortamına bağlı ağrılı tablolar, ortopedik problemler, kırık sekelleri, ameliyat komplikasyonları, spor yaralanmaları, bazı kas hastalıkları, nörolojik hasarlanmalara bağlı problemler kaplıca tedavilerinden istifade ederler.

Kaplıca Tedavileri Hangi durum ve Hastalıklarda Uygulanmaz

Akut dönem dediğimiz, çok ağrılı yangılı dönemlerde kaplıca tedavileri sakıncalı olabilir. Kaplıca tedavisi gereken hastaların tedaviye başlama zamanı, süresi, şekli uzman hekimin yapacağı laburatuar ve röntgen tetkikine göre belirlenmelidir.

Akut dönemi sona ermemiş romatizmalı hastalar, ağır kansızlığı olan kalp, dolaşım sistemi bozukluğu, yüksek tansiyon, şeker seviyesi ayarlanamayan şeker hastaları, tüm kanser hastaları, akut kronik tüm enfeksiyon hastaları, kanamaya eğilimi olan hastalar, gebe ve loğusaların vs. kaplıca tedavileri kesinlikle yapılamaz. Uzman hekimce klinik ve laburatuvar tetkikleri yapılarak kaplıca tedavisi önerilen hastanın tedavi programlarına kesin uyması, olabilecek bir sorunda hekmine danışması önerilir.

Kaplıca Tedavilerinin Süreleri

Bir kaplıca kürü ülkemizde 21 gün olarak benimsenmiştir. Ancak sosyo-ekonomik nedenlerle bu süre iki hafta veya bir haftaya kadar indirilmektedir. Oysa ilk hafta termal krizin oluştuğu dönemdir. Kürün beklenilen amaca ulaşması için üç haftadan az olmaması gerekir, hatta rehabilitasyon hastalarında bu süre 5-6 haftaya kadar uzatılabilir. Kaplıca suları içerdikleri mineral elektrolitler ve radyasyon gibi özellikleri dışında su sıcaklıkları 33-42C’ arasında ayarlanmalıdır. Banyo süresi veya suda kalma süresi 5 ile 20 dakika arasında değişmektedir. Suda kalma süresi 20 dk geçmemelidir. Saatlerce suda kalmak yarardan çok zararlı olabilmektedir.

Kaplıca Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kür tedavisi kural olarak günde bir kere tercihen sabah, hafif bir kahvaltıdan sonra yapılmalıdır. Kaplıca Tedavisi süresince hafif besleyici gıdalar alınmalı, haftada bir gün istirahat edilmelidir. Banyonun etkisi 48 saat sürdüğünden, günde iki kere alınan banyo kürlerinde, etkinin birikimi sonucu, istenmeyen uyumsuzluk reaksiyonları ortaya çıkabilir. Hastanın ve hastalığın durumuna göre kür süresi değişmeden, gün aşırı veya haftada iki gün dinlenerek tedavi sürdürülebilir. Bazı tansiyonu fazla yüksek olmayan, hafif kalp yetmezliği olan hastalarda haftada üç banyo kürü yeterli olabilir. Kür programının bu nedenlerle mutlaka hastalığa ve hastaya göre bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı ve konsültan hekimlerin önerileri doğrultusunda düzenlemelidir.

Ayrıca banyolar, hastanın yaşına, genel durumuna, kalp ve dolaşım sisteminin durumuna göre tam vücut olarak veya vücudunun yarısı veya vücudunun ¾ suda kalacak şekilde düzenlenebilir. Kaplıca tedavisine egzersiz, masaj veya fizik tedavi de eklenmişse bu tedaviler içinde belirli gün ve belirli saatlerde ayrı uygulamalar yapılabilir. Kürün ilk günlerinde şikayetler azalmaya başlar. Ancak ilk haftanın sonuna doğru ağrılarda artma, hafif ateş yükselmesi, uykusuzluk, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, çarpıntı, sebebsiz terleme, soğuk ve sıcağa karşı aşırı duyarlılık ortaya çıkabilir. Buna kaplıca hekimliğinde “Banyo reaksiyonu veya kaplıca yorgunluğu veya termal kriz” denilmektedir. Bu merak edilmemesi gereken ve beklenen bir reaksiyondur. Hafif reaksiyonlarda bir veya iki gün kaplıca tedavi kürüne ara verip dinlenilmeli, bulgular çok hafifleyince veya geçince tedaviye kalınan yerden devam edilmelidir. Şikayetlerin fazla olması halinde hasta hekimini haberdar etmelidir. Şikayetlerin fazla olduğu durumlarda hekim tedavi desteği gerekebilir. Termal kriz genellikle 4 ile 7. Günler arasında oluştuğu ve 24-48 saat sürdüğü tespit edilmiştir.


Bu yazı Uzm. Dr. N.İrfan Ünver tarafından yazıldı ve 4858 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler